Yoga, “bir sanat ve bilim olarak”; yolunda meydana getirilen hiçbir çabanın boş olmadığı, ferdin tam bir bilinç arasında evrenle bütünleşerek yaşaması yoludur.

Tüm insanlığa ilişkin bir felsefedir. O evren ile birlikte kendini bularak tamlık, bütünlük, sükunet, huzur ve evrenle iletişim içinde bulunabilmek şeklidir. Günümüzün karmaşasında Yoga, insanlığa mucizevi bir kaynak sunar. Bu kişinin varlığında bulunan öz benliğinin bulunması ile gelişir. Çoğunlukla stres azaltma metodudur. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan insanın gevşemesini sağlar. Mesela Hatha Yoga sayesinde vücudun ve zihnin toplam yorgunluğunu alıp sizin gevşemenizi sağlar.

Düzenli olarak meydana getirilen Yoga çalışmaları ferdin bir şifa aracı olması, şahsi değişime, bireyin, başkalarını da dikkate alarak kalbin ve zihnin açılması yolu ile varlığın yüceltilmesi ve üstün öz değerlerine yetişmesi mümkündür. Milat’tan ortalama 2000 yıl önce İndus havzasında gelişmiş bir toplum yaşamaktaydı. Yoga çalışmalarına ilişkin ilk emareler M.Ö: 5000 ile 1200 arasına rastlar.

Felsefesi

Temel kaynaklarından bir öteki de Mahabharata Destanı ve bilhassa onun bir bölümü olan Bhagavat Gita’dır Bunların içinde Yoga’ya ilişkin referanslar bulunmaktadır.

Günümüzde, Pakistan’da bulunan şark Belucistan bölgesinde yeni oluşturulan kazı alanlarındaki kazılarda, Kaliforniya’daki Stanford kadar büyük bir yerleşim merkezi ortaya çıkmıştır. Mehrgarh olarak adlandırılan bu yerleşim yeri ilerideki uygarlık için önemli bir yerleşim yeri olarak kabul edilir. Mehrgarh’ın dönemine nazaran dev sayılacak nüfusu 20.000 şahıs kadardı. Bu yerde gerek endüstriyel üretim oldukça önemli bit yapı taşıydı. Geniş pazar yerleri sayesinde birçok ticari anlamında gelişmeler yaşanmaktaydı. Pamuk ve pamuklu üretim tezgâhları sayeinde ticari anlamda ilerlemeler bulunmaktaydı.

Teknolojik incelemelerin yapıldığına dair bulgular vardır. Özellikle muhtelif kapların seri üretimine en iyi halde geçilmişti. Burada sanatın da yücelendiği bilinmektedir. Özellikle tabletler üstüne çeşitli figürler yapılmıştır, bunlarda yoga ya ilişkin ilk çizimleri görüyoruz. Felsefe çalışmalarının da bu dönemde çalışmaların başladığı belirlenmiştir. Bu uygarlığa İndus-Sarasvati ismi verilmiştir. Doğanın gözle görülür her varlığın gözlemlenmesi ve bireyle olan donanmasına dayalı felsefe sistemi gelişmeye daha bu dönemde başlamıştır.