Akıllı telefon

Akıllı Telefonu Kim Buldu?

Akıllı telefonlar artık hayatımızda oldukça önemli bir konuma sahip. Onlar olmadan dışarı çıkamıyoruz ya da vakit geçiremiyoruz. Hatta o kadar bağımlıyız ki birçok işimizi bile unutabiliyoruz. Teknolojinin gelişmesi ile hayatımızda da değişikliler oldu haliyle. Akıllı telefon icadı gerçekten güzel bir icat. Şu zamanlarda ise satışlar açısında oldukça iyi satış gerçekleştiriliyor. Zaman geçtikçe farklı farklı modeller ve markalar da ortaya çıkıyor. Herkes elindekini satıp ya da kredi çekip daha üst modelini almak istiyor. Tam olarak durumun özeti bu olabilir herhalde.

Akıllı telefonlar yaklaşık olarak 20 yıldır belki de daha fazla süredir var. Ama eski yıllarda öyle herkesin kolaylıkla erişebileceği şeyler değildi. Çünkü az üretiliyordu ve oldukça pahalı fiyatlardan satılıyordu. Bu da insanların alım gücünü göz önünde bulundurduğumuzda durumu imkânsız hale getiriyordu. Şimdilerde o kadar çok akıllı telefon markası var ki insan hangi markanın yaptığı telefonu almakta kararsız kalıyor. Her markanın çıkardığı modeller farklı ve özellikleri de birbirleriyle yarışır durumda. Alt segmentten, üst segmente kadar fiyat performans olarak akıllı telefon bulmak oldukça mümkün.

Akıllı Telefon İlk Ne Zaman İcat Edildi ve Kim İcat Etti?

Dünya üzerinde kullanılmış olan ilk akıllı telefon 1994 yılında icat edilmiş ve piyasaya sunulmuştur. IBM firması tarafından üretimi yapılmıştır. Telefona verilen isim de Simon’dır. Telefonun gövde şekli hem uzun hem de çok büyüktür. Ayrıca üzerinde bir anten de bulunur. Dokunmatik bir yüzeye sahiptir ama ekran boyutu olarak daha çok aşağıya doğru geniş ve yanlardan oldukça dar bir görünüme sahiptir. Kullanım açısından şimdiki telefonlara göre çok farklı gelebilir. Hem e-posta yazılabiliyor hem not alınabiliyordu. Fax yollanabiliyordu. Yanında olan kalem ile kontrolü rahatlıkla sağlanabiliyordu. Pil ömrü oldukça kısaydı ama o zamanlarda yaklaşık olarak 50 bin adet kadar satmayı başaran bir akıllı telefon olmuştu. Şimdilerde rakam olarak oldukça küçük görünse de o zamanlar için hiç azımsanmayacak bir satış rakamı. O zamanki satış fiyatı ise tam tamına 1100 dolardı. Şimdilerde ise bu fiyata iyi segment bir telefon ancak alabiliyorsunuz.


akıllı tahta

Akıllı Tahtayı Kim Buldu?

Akıllı tahtalar özellikle son 20 yıldır hayatımızda var olan aletler. Artık pek çok ofiste, hatta okullarda olan kullanım şekliyle tanıma fırsatı bulduk. Akıllı tahtalar okullarda ders işlerken oldukça yardımcı oluyor. Tasarımı sayesinde istediğimiz şekilde veri girişi de yapabiliyoruz. Görünüm olarak oldukça büyük olabilirler fakat kullanım alanları için boyutları oldukça normaldir. Akıllı tahtaların kullanım şekli de bilgisayarın kullanımına benzer. Fare ile nasıl bir kullanım sağlıyorsak akıllı tahtalarda da dokunmatik olan yüzeye parmakla dokunarak bu işlemleri yapabiliriz. Ortaya çıktığı zamanlarda fiyat olarak oldukça pahalıydı. Bu yüzden de erişilmesi çok kolay değildi ne yazık ki.

Akıllı Tahtanın Çalışma Şekli

Akıllı tahtalar toplantı ve sınıf ortamları gibi ortamlarda kullanmak üzere tasarlanmış en güzel aletlerdir. Kesinlikle kolaylık açısında oldukça yardımcı olurlar. Bu sayede hem görsel hem de işitsel olarak bilgi edinme hizmeti sunabiliyor. O eski zamanlarda tebeşirle yazılan kara tahtaların da yerini aldı diyebiliriz. Bu sayede tebeşir tozu derdi ya da sürekli tahta silme sorunu kalmıyor. Sil tuşuna dokunduğunuz zaman tahta kendi kendine temizleniyor zaten. Akıllı tahtalar da birer bilgisayar aslında. Bu yüzden kullanması çok zor değil. Dokunmatik ekran yüzeyleri oldukça hassas olduğu için dikkatli kullanmak gerekiyor. Hatta akıllı tahtanın kullanılması için kenarında bir kalemi de bulunuyor. Bu kalem sayesinde pek çok şeyi rahatlıkla yönlendiriyorsunuz.

Akıllı Tahtayı İcat Eden Kimdir?

Tam olarak 1991 yılında icat edildiğini söyleyebiliriz. 1987 yılında David Martin ve Nancy Knowlton, bir şirket kurdular. Daha sonra bu şirket sayesinde yapmış oldukları projektörleri satarak para kazandılar. Zamanla dokunmatik bir ekran yüzeyine sahip bu akıllı tahtaları geliştirdiler. Daha sonra da piyasaya sundular. Başlarda fiyatlarının çok yüksek olmasından dolayı sınırlı sayıda bir kitleye satış yapabildiler. Fakat sonradan maliyeti daha da düşürerek başka bir akıllı tahta tanıttılar. Bu tanıttıkları tahtayı da 2010 yılında sundular.  Akıllı tahtalar hayatımız girdiği zamandan beri bu duruma oldukça alıştık aslında. Artık her yerde görebileceğimiz bir teknolojik alet haline geldi.


Aerobik

Aerobik

Eskiden atletler bunu yaparak formda kalırlardı. Daha sonra zamanla her ülkede öğrenilmeye ve yayılmaya başladı.

Aerobik egzersizi insan vücuduna enerji depolamak için oksijen alım yöntemiyle uygulanan bir egzersiz şeklidir. Bu hareketler belli bir zaman dilimine yayılarak tamamlanır.

Aerobik Egzersizleri

  • Bisiklet kullanmak
  • Belli mesafede koşmak
  • Yüzmek
  • Hızlı yürümek veya hızlı koşmak
  • Koşu bandında yürümek ya da koşu bandında koşmak
  • İp ile atlamak
  • Kick boks yapmak

Yapılan Bu Egzersizlerin Faydaları Nelerdir?

  • Kalp ritmini düzenler.
  • Kalbe iyi gelir ve ani krizleri önler.
  • Kon dolaşımını dengeler.
  • İyi kolesterolü yükseltmeye yardımcı olur.
  • Diyabete kolay kolay yakalatmaz.
  • Yağları yakarak vücudunuza uygun kilo almanızı sağlar.
  • Akciğerleri yenileyerek oksijeni artırır.
  • Stres ve gerginliği azaltır, sizi mutlu bir insan yapar.
  • Vücut direncinizi yükselterek sizi güçlü ve dayanıklı bir insan yapar.

Bu Egzersizler Hangi Aralıklarla Yapılmalı?

İlk önce eğitmeninizle sizin için en uygun olan egzersizleri seçmelisiniz. Daha sonra bunları belli zaman dilimlerine yaymalısınız ve bu kurallara düzgün ve devamlı bir şekilde uymalısınız. Uzmanlara göre bu egzersizler haftanın belirlenen beş gününde yapılırlarsa daha etkili bir süreç geçirirler. Aynı zamanda bir günde en az 30 dakika egzersiz yapılması şarttır. Bu egzersizlere başlamadan önce vücuda ısınma hareketleri yapılır.

Bu Hareketlerin Programları Nelerdir?

Yürüyüş

Bu egzersizler içinde en çok tercih edilen şey yürüyüştür. Tercihe göre yavaş ya da hızlı yürüyebilirsiniz. Uygun kıyafetler giyerek en az 30 dakika en fazla 60 dakika olmak üzere yürüyebilirsiniz.

Step Aerobik

Bu egzersiz vücudun kasların güçlenmesine yardımcı oluyor.

Bisiklet Kullanmak

Kolay bir egzersiz olmasının yanı sıra önemli bir egzersizdir. Yaklaşık 1 saat kadar sürerseniz etkisini görmüş olursunuz.

Yapılan bütün bu egzersizler belli bir plan dahilinde ilerleme kaydetmelidir. Hazırlanan programa uyduğunuz takdirde istediğiniz sonuçlara ulaşacaksınız.

Yazmış olduğumuz yazımızda, aerobik egzersizlerinin ne olduklarına, nasıl uygulandıklarına ve insan vücuduna yararlarına değindik. Sizlerde aerobik yapmak istiyorsanız, belirlenen programa uymalısınız. Aksi takdirde ilerleme kaydedemezsiniz.


Abaküsü Kim Buldu

Kökeni epey eskiye dayanan Abaküs, ilk olarak Çin ve Rusya’da kullanılmaya başlamış ve hesaplama aracı olarak kullanılmasıyla da tüm dünyada zamanla büyük rağbet görmeye başlamıştır. Eski zamanlarda daha çok taş ya da çamurdan elde edilen boncuklar kullanılırken zamanla fasulye ve daha sonra da günümüzdeki hali ile plastik boncuklar kullanılmaya başlamıştır. Günümüzde teller üzerinde kaydırılarak kullanılan plastik boncuklu abaküsler, daha çok küçük yaştaki çocuklara sayı ve renkleri benimsetmek için kullanılıyor.

Abaküs Ne İşe Yarar?

Bir diğer ismi ile sayı çerçevesi olan abaküs, farklı hesaplama amaçlarına göre çeşitli şekillerde üretilmiştir. Bazı abaküsler aritmetik işlemlerin öğretilmesi amacı ile 10’luk sisteme göre tasarlanmıştır. Birkaç basamak barındıran hesaplamaların çözümlenebilmesi için ise Japon sorabanı gibi abaküs çeşitleri tasarlanılmıştır. Karekök hesaplamalarından, en basit toplama ve çarpma işlemlerine kadar kullanım alanı olan abaküsler, doğal olmayan sayılar içinde kolaylıkla kullanılabilir. Günümüzde pek çok ülkede abaküs hala matematiksel işlemler ve çocuklara sayıları öğretmek amacı ile kullanılmaktadır.

Abaküs Unutuluyor Mu?

Teknolojinin de gelişmesi ile beraber, çok eski zamanlardan beri kullanılan abaküsün yerini daha çok hesap makineleri, telefonlar ya da bilgisayarlar kullanılıyor. Tabi tüm bunlara rağmen, özünü yitirmeden pek çok ülke hala abaküs kullanmaktadır, ülkemizde de anaokulu ya da ilkokul çağlarında abaküs yaygın bir biçimde kullanılır. Dünyanın pek çok yerinde hala çoğu ebeveyn çocuklarına matematik hesaplamalarını öğretmek adına abaküs kullanmaktadır. Bunun dışında görme engelli bireylerin hesap kullanabilmesi pek de mümkün olmadığı için, bu kişiler de abaküs kullanarak hesaplamalarını yapmaktadırlar.

Abaküsün Kısa Tarihi

Abaküs ilk olarak Sümer, Mezopotamya ve Babil devletlerinde icat edilmiş ve kullanılmaya başlamıştır. Sümer devletinde abaküsün meydana ilk çıkışı M.Ö 2300’lü yıllardadır. Yapılan bazı araştırmalar neticesinde abaküsü ilk kullanan devletin Babil olduğu da biliniyor. Abaküs keşfedildiği ilk günlerden itibaren sayısal amaçlar için kullanılmıştır. Bunun dışında Eski Mısır’da, abaküsün kullanım şekli Herodotus tarafından yazılmıştır. Bu ülkede sayaç olarak kullanılan abaküs, uzun yıllar önemli kullanım araçları olmuştur. Bununla beraber Persler, Antik Yunanlılar, Çinliler, Suanpan’lılar da yine sayısal işlemleri için abaküsü yaygın bir biçimde kullanmışlardır.


3d yazıcı

3D Yazıcıyı Kim Buldu?

Özel yazıcılar kullanarak üç boyutlu nesnelerin oluşturulması baskı teknolojisinde bir eğilim oluşturmuştur. Bu tür ekipmanlar yavaş yavaş iş ortamının çıkarlarının ötesine geçmektedir. Artık bugünlerde evde kullanım için bile bir 3D yazıcı satın alınabilmektedir. Modern üreticiler çok çeşitli 3D yazıcılar piyasaya sunmaktadırlar. Ancak hepsinin benzer, ortak bir çalışma mantığı vardır. Üç boyutlu bir bilgisayar düzenine dayanan katman prensibini taşımaktadır. Katmanlar oluşturmak için sıvı polimerler, reçineler, seramikler, plastik, metal tozları ve diğer malzemeler (hatta biyolojik olanlar) kullanılır. Bazı Teknolojileri çeşitli olmakla beraber iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

  • 3D lazer baskı– stereolitografi, laminasyon, sinterleme;
  • 3D inkjet baskı- soğutma, yapıştırma, polimerizasyon;

3D Baskı Ekipmanlarının Tarihçesi

  1. yüzyılın sonuna doğru ilk ekipman modelleri ortaya çıkmıştır. Ancak 3D yazıcıların seri satışı sadece birkaç yıl önceye dayanmaktadır. Üç boyutlu baskı için cihazın tek mucidi ayırt edilmemektedir ve temel hacimli baskı yöntemlerini geliştiren birçok bilim adamı ve meraklısı bu konuya katkıda bulunmuştur.

Stereolitografi (SLA):  1984 yılında Amerikan Charles Hull, üç boyutlu bir baskı cihazı gösterdi ve UV radyasyonunun etkisi altında katılaşan sıvı foto polimer katmanlarından hacimsel nesneler yarattı. İki yıl sonra, Hull teknolojiyi patentlendi ve özel endüstriyel baskı makineleri üretmeye başlayan 3D Systems şirketini açtı.

Katman polimer dolgusu (FDM): 1988 yılında Amerikan Scott Crump, erimiş bir polimer ipliğin katman uygulamasını kullanılarak üç boyutlu baskı teknolojisinin patentini almıştır. Isıtılan malzeme çalışma alanına beslendi ve soğutulduktan sonra programlanan nesnenin ince bir tabakasını oluşturdu. FDM teknolojisine dayanan ilk ticari cihaz 1991 yılında Stratasys markası altında ortaya çıkmıştır.

3D mürekkep püskürtmeli baskı: 1995 yılında, Massachusetts Üniversitesi öğrencileri sıradan bir kâğıt yazıcı geliştirdi mürekkep yerine, cihaz özel bir kaba sıvı termoplasttık damlacıkları enjekte etti ve burada konunun katmanlarını katılaştırılarak cisim oluşturdu.

Üç boyutlu baskı ekipmanlarının ortaya çıkışından bu yana, uzun bir geliştirme yolunu geçti. Büyük makinelerin yeri, çeşitli çalışma prensiplerine sahip kompakt masaüstü yazıcılar tarafından alındı. Değişiklikler ayrıca cihazların fiyatlarını da etkiledi bugün bir ev tipi 3D yazıcı yaklaşık 1000 dolar tutuyor ve bu da sıradan tüketicilerin ürünü alabilmesi için fiyat oldukça uygun olmaktadır.

3D Yazıcı Uygulama Alanları

Uçak; Southampton Üniversitesi’nden bir grup mühendis, sadece havada kalmayıp aynı zamanda yüksek bir hız yapan hafif bir uçak tasarladı.

Araba; Kanadalı araba tutkusu olan Jim Cor, Dünyayı basılı ve kasalı bir binek otomobili ile tanıştırdı. Çalışma 2500 saat sürdü.

Ortopedik protezler; Bir kolunda parmaksız olarak doğan Amerikalı bir çocuğun ebeveynleri, ev tipi bir yazıcıyla protez bir fırça basarak on binlerce dolar tasarruf etti.

Akustik gitar; Amerikalı tasarımcı Scott Summit, teller ve tahta bir boyun haricinde gitarın tüm unsurlarını yazıcıda tasarladı.

 


3 vardiya

3 Vardiya Sistemini Kim Buldu?

3 vardiya sistemi olarak adlandırdığımız sistemde gün boyu 8 aralıkla çalışmak gerekiyor. Yani aslında aynı şekilde eşit bir dağılımla iş yapılmayı belirliyor. Ama işler bu sayede hiç durmadan devam ediyor. Günün 24 saati 3 vardiya şeklinde çalışan elemanlar oluyor ve dönüşümlü olarak herkes 8 saat çalışmış oluyor. Genellikle bu vardiyayı uygulayan alanlar fabrika alanlarıdır. Fabrikalar sürekli üretim yapmak adına kurulu sistemler olduğu için bunun sürekliliğini sağlamak gerekiyor. En ufak bir aksaklıkta koskoca fabrikaları işleyişini de toplamak haliyle zor olacaktır. Bu sistem aslında oldukça eskilere dayanan bir sistemdir. Önceden askerler ve denizciler bu sistem içerisinde yer alıyordu. Ampulün de icat edilmesiyle beraber çalışma saatleri artık gündüzlerden geceye de kaydı. Eskilerden geceden sabaha kadar çalışmak oldukça zor bir durumdu. Ama şu an elektriğin ve ampulün varlığıyla bu durum daha kolay bir hale geldi.

3 Vardiya Sisteminin Geçmişi

18.yüzyılın sonlarında sanayide çalışan kişilerde kısa süreli çalışmalarının farklı faydaları olduğu görüldü. Üretim hiç kesintiye uğramadan sorunsuz bir şekilde devam edince kullanılması gerek ekipmanların hepsi rahatlıkla kullanılabilirdi. Tam olarak bunun farkına varmışlardı ve vardiya sistemine geçmeye karar verdiler. Yani üretimi ve kâr payını bu sayede arttırmış olabileceklerdi. Özellikle bu durum demir-çelik üretimi yapan fabrikalarda zor oluyordu. Çünkü o yüksek ateşli yanan fırınların her akşam soğutulup sabah yakılması hem verimsizliğe hem de oldukça pahalı bir maliyete yol açıyordu. İlk vardiya sistemi ise ABD’de başlatılmıştır.

Daha sonralarda ise Henry Ford’un otomobil sektöründe var olan talep yoğunluğunu karşılayabilmesi adına bu 3 vardiya sistemine geçtiği biliniyor. Aynı şekilde o zamanlar mermi ve silah üretimini de arttırmak adına bu vardiya sistemi oldukça kullanışlıydı. Bu şekilde pek çok sektör büyümeye başladı. Sektörlerin çoğu 24 saatlik bir çalışma sürecine geçiş yaptı. Bu şekilde hızlı bir şekilde büyümeye ve ilerlemeye devam ettiler. Günümüzde de pek çok sektör ve fabrika bu sistemi oldukça yaygın bir şekilde uygulamaya devam ediyor. Hatta Çağrı Merkezlerini de 3 vardiya sistemine örnek olarak gösterebiliriz.

Sistemin Zorlukları

Fakat bu sistemin çalışan kişilerde de yol açtığı sorunlar vardır. Özellikle vardiya sisteminin dönüşümlü olmasında ötürü çalışan kişiler aşırı derecede bir uyku problemiyle karşı karşıya geliyor. Bu hem zihinsel hem de ruhsal gelişimi olumsuz olarak etkileyebilir. Ciddi derecede performans düşüklüğüne de sebep olabilir. Bu durumla ilgili sorunlarla baş edebilmek adına gerekli alternatif yolları bulmak lazım.

 


3 boyutlu gözlük

3 Boyutlu Gözlüğü Kim Buldu?

Derinlik, en ve boy ölçülerinin hepsinin var olduğu ortama 3D denir. Objelerin genişliği, uzunluğu ve derinliği olduğu için 3D boyutlu ismi verilir. İnsanlar kullanmakta olduğu 3D teknolojisi bilgisayar ortamındaki resimlere derinlik, genişlik ve uzunluk vererek resimleri daha gerçekçi bir hale getirirler. Televizyon veya sinemada ki 3D teknolojisindeki videolar insanların daha gerçekçi bir video izleyebilmesi için tasarlanmıştır. 3D teknolojisi kullanılarak yapılan videolar çıplak göz ile görülemez bunun için 3D boyutlu gözlüklere ihtiyaç duyulur. 3D gözlükleri kullanarak film izlerken, hayal gücümüzün serbest kalmasına izin verebiliriz. Bu sayede ulaşabileceğimiz ve dokunabileceğimiz görüntüler yaratabiliriz. Gün geçtikçe gelişen ve bugün de kullanılmaya devam eden 3D gözlükler eşsiz ve heyecan verici deneyimler sunmaya devam etmektedir.

3 Boyutlu Gözlüğün Buluşu ve Tarihçesi

3D gözlüklerin kullanımı günümüzde gün geçtikçe yaygınlaşmaya ve daha popüler olmaya devam etmektedir. Aslında 1800 yıllarından beri 3 boyutlu gözlük insan hayatında yerini almıştır. 1838 yılında Charles Wheatstone 3 boyutlu görüntüleme cihazını icat etti. Bu cihaza Stereoskop ismiyle tanımladı. St3 boyutlu gözlükereoskop bu zamana kadar icat edilen ilk 3 boyutlu görüntüleme aracıydı. Sonra ki yıllarda Sir David Brewster stereopsis makinesinde kullanılan aynaları çıkararak mercekler eklemiştir. Bu yeni değişiklik sayesinde daha kolay görüntü alınması sağlandı. Brewster’ in yaptığı yenilik sayesinde, dünyada ilk kez taşınabilir bir 3D görüntüleme aygıtı olan,  mercek yapıda stereoskop yapıldı. 1

915 yılında New York’ ta bulunan Astor isimli tiyatroda yeni bir sinematik teknik kullanılarak gösteri yapıldı. Bu film yayınlanırken iki adet projektör kullanılmıştır ve izleyicileri adeta harikalar diyarına götürmüştür. Dönemin ünlü gazetecilerinden olan Lynde Denig, gösteriyi izleyerek gazetede yazı yazmıştır. Bu yazısında gösterinin harika olduğu fakat yüzünün önüne tutmak zorunda kaldığı, kırmızı ve yeşil mercekleri olan kartondan nefret ettiğini belirtmiştir. Kartonu tutmak zorunda kaldığı için kol ağrısının olduğunu belirtmiştir. Bu tarz yorumlara rağmen film oldukça başarılıydı. Filmin ana amacı, beynin izlemiş olduğu sinema görüntü şeritlerini üç boyutlu hale dönüştürebileceğini kanıtlamaktır. Böylece 1920 yılında kırmızı-mavi 3 boyutlu yöntem, insanlara kısa bir keyif yaşattı.

3 Boyutlu Gözlük Tarihçesi

Bundan sonraki zamanlarda 3 boyutlu gözlük hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. 1922 yılında sinemalarda sunulan ilk 3 boyutlu film “The Power of Love”. İzleyiciler filmi hala günümüzde de kullandığımız ve bize tanıdık gelen sistem kırmızı-yeşil renkli karton gözlükleri kullanarak izlediler. Fakat 3 boyutlu gözlüklerde renk algılama sorunu vardı. Filmin izlendiği sırada bazı renkler doğru görüntülenmiyordu. Bu sorunda 1936 yılında Edwin Land tarafın çözülmüştür. Edwin Land polarize mercekleri kullanarak sorunu tam renkli olarak çözdü.

1950 yıllarında birçok sayıda 3 boyutlu film çekildi. 3 boyutlu gözlüklerin merceklerin yapımında çerçeve kısmında karton veya plastik kullanıldı. Günümüzde herkes son teknoloji televizyonlara sahip olurken üreticiler müşterilerine daha iyi deneyimler sunabilmek adına 3 boyutlu destek sunmaktadır Aynı zamanda yeni bir televizyonla birlikte yanında 3 boyutlu gözlük verilmektedir.

 


@ İşaretini Kim Buldu

@ İşaretini Kim Buldu Tarihçesi

@ İşareti “at” şeklinde okunan bir semboldür. Sembolün resmi adı “ticari at” dir. Muhtemelen @ simgesi bilgisayar çağının başlangıcına kadar ülkemizdeki birçok kişi tarafından bilinmiyordu. Artık bilgisayar çağında olduğumuzdan dolayı herkes hayatında bir kere olsun bu işareti görmüş veyahut kullanmıştır. Genelde e-postaya bağlı olarak kullanılan bir simge olduğu için herhangi bir internet kullanıcısı onu gördüğü yerde tanımaktadır. Sembolün tam olarak nereden geldiği bilinmemektedir. En azından 15. yüzyılda veya muhtemelen daha önce de vardı. Birçok bilim adamı bu işaretin görünümünü incelemiştir. Fransız Denis Mourelli, Fransız ve Alman tüccarlar tarafından kullanılan “a” işareti yerine mektuplarda ve acele yazışmalarda @ işareti gibi yazıldığı, ayrıca “önyargı” sonucu ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Fakat Amerikalı bilim adamı Bertold Ullman, @ işaretinin, genellikle “on”, “in”, “relation” anlamında evrensel bir kelime olarak kullanılan Latince “ad” kelimesini kısaltmak için ortaçağ rahipleri tarafından icat edildiğini söylemiştir. Bir İtalyanca dil tarihi uzmanı olan Venedik satış belgelerini inceleyen Profesör Giorgio Stabile, 1500 civarında bulunan ve @ sembolünün başka bir hacim ölçüsünü “Amfora” veya “Gemi” belirtmek için kullanıldığını keşfetmiştir. Stabile, ayrıca 1492 Latin-İspanyolca sözlüğünde “Amfora” (anfora) kelimesinin, “arroba” (arroba)  yani yaklaşık 12.5 kg ‘a eşit bir ağırlık ölçüsü olarak tercüme edildiğinin kanıtını bulmuştur. Bu kelime, büyük olasılıkla yine belirli bir ölçü birimi, yani “çeyrek” anlamına gelen Arapça ar-roub ‘dan gelmiştir. Buradan @ sembolünün 15. yüzyıldan beri hem İspanyolca-Arapça hem de Greko-Romen dillerinde, bir ürünün ölçü birimlerini belirtmek için kullanılan ticari bir sembol olarak var olduğu sonucuna varılabilir.

@ İşaretini Ticari Kullanımı

“Ticari at” sembolünün modern resmi adı, kökenini ticaret hesaplamalarından almaktadır. Örneğin 7 widgets @ $2 each = $14 (bu 7 adet anlamına gelir ve her biri 2 $ = 14 $) yapmaktadır. Bu sembol ticarette kullanıldığından, ilk olarak daktiloların klavyelerine vardı ve sonra bilgisayarın gelişiminden sonra klavyelerde yerini almıştır.

@ İşaretinin Çeşitli Ülkelerde Kullanımı

Belki de @ sembolünün tarihteki yerine olan merakımızdan dolayı, bugünlerde farklı dillerde ne anlama geldiği ve nasıl telaffuz edildiğini düşündürmektedir. Amerikalılar ve İngilizler elbette buna “At sign” diyorlar. İspanyollar ve Portekizliler hala Fransızlarından ödünç aldığı Arroba kelimesini ortak kullanmaktadır. Çeşitli varyasyonlardaki aynı ifade diğer dillere, örneğin Almanca at-Zeichen, Estonca dt-mdrk ve Japonca atto maak. Letonya ve Litvanya’da, İngilizceden ödünç alınmış “at” kelimesini ve “eta” kelimesini kullanmaktadırlar. Bununla birlikte, çoğu dilde, bu sembol günlük yaşamdan alınan her türlü metafor kelimeleri kullanılarak kendi dillerinde açıklamaktadırlar. Bu metaforlardan en ilginci Hollandalılar, Finliler, Almanlar, Macarlar, Polonyalılar ve Afrikalılardır. Onlar onu maymun kuyruğu şeklinde söylemektedirler. Ülkemizde bu ilginç metaforlara destek sağlamış @ sembolü bir gül olarak metaforik etmişlerdir. Birkaç yıl önce, Çinli bir çift bu ismi yeni doğan çocuğuna verdi. Belki de artık @ işareti teknolojik ilerlemeyi simgeleyen bir hiyeroglif olarak algılanmaya başlamıştır. Genç çifti bu ismin çocuğuna mutluluk ve başarı getireceğine karar vermiştir. Her ne kadar Dünyada ilginç metaforlarla anılsa ve tarihi bir muamma olsa da günümüz e-postalara girişi onsuz mümkün olmamaktadır.