Archives: 2 Haziran 2021

Telgraf

Telgraf Nedir, Ne İşe Yarar?

Belirli işaretlerin kullanılması ile beraber haber ve belgelerin olabildiğince hızlı bir biçimde iki kurum arasından karşılıklı iletişimle sağlanması Telgraf sayesinde gerçekleşir. 1700’lü senelerde ilk kez icat edilen Telgraf, karşılıklı iletişimin sağlanması için tasarlanmıştır. Oldukça eski yıllarda uzak mesafeleri yakın etmek için günümüzdeki gibi çeşitli ulaşım araçları yoktu. Var olan ulaşım araçları ile varmak istenilen yerlere de son derece yavaş bir biçimde ulaşılıyordu. Telgrafın icat edilmesi de tam olarak bu zorlukları ortadan kaldırmak ve uzak bölgeler arasındaki iletişimi sağlamak amaçlıydı. İcat edildiği ilk günden sonra çeşitli değişikliklere uğrayarak ve daima gelişerek hızlı bir iletişim kaynağı haline gelen Telgraf çeşitli pek çok alanda kullanılmıştır. Özellikle eski devletler arasındaki karşılıklı iletişimi mümkün kılmaya yarayan Telgraf, kendinden sonraki çıkan iletişim araçlarına kadar yaygın bir biçimde kullanılmıştır.

Telgraf Nasıl İcat Edildi?

İletişim sistemi için bir devrim niteliği taşıyan Telgraf, elektriksiz biçimi ile 1794 senesinde ünlü mucit Claude Chappe tarafından icat edilmiştir. İlk yıllarda görselliğe dayanan bu telli elektriksiz Telgraf, semafor biçiminde kullanılıyordu. Alfabetik sistemi bayraklar ile ifade ediliyor, iletişim bandındaki kişilerin bu bayrakları görebilmesi ve anlayabilmesi da gerekiyordu. Elektrikli Telgrafın icadı ile kullanım yaygınlığı azalan bu elektriksiz telgraflar kendinden sonraki icatlar için son derece etkili bir zemin oluşturmuştur. Samuel Soemmering, 1809 yılında, son derece basit bir telgraf icat etmiş ve 35 telli bir biçimde tasarlanmıştı. 1828 yılına gelindiğinde Amerika Birleşik Devletlerinde, Harrison Dyar tarafından ilk telgraf icat edilmiştir ve kimyasal bir biçimde işlenmiş kağıt bantlı çizgi ve noktalar biçiminde ortaya çıkan elektrik kıvılcımlar sayesinde çalışıyordu. Elektromıknatısın 1825 tarihinde William Sturgeon tarafından icat edilmesi ile beraber pek çok iletişim aracı icat edilmiş ve elektromıknatısın icadı telgrafın gelişimine de son derece fayda sağlamıştır.

Telgraf Kim Tarafından, Hangi Tarihte İcat Edilmiştir?

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi, telgrafın ilk kez ortaya çıkması sürecinde pek çok kişi, farklı çalışmalar izlemiş ve telgraf bir anda icat edilmemiş pek çok kişi tarafından elde edilen çalışmalar sonucunda telgraf ortaya çıkmıştır. Genel olarak elektromıknatısın icat edilmesi ile beraber Samuel Morse, telgraf çalışmalarına 1830 senesinde Joseph Henry vasıtası ile başlamıştır. 10 yıl süren bu telgraf çalışmaları sonrasında 1840 yılında Samuel Morse telgraf sisteminin mucidi olmuştur.

Zamanla pek çok değişim ve gelişim gösteren Telgrafın icadı, telefonun icat edilmesi ve yaygınlaşması ile beraber yerini zamanla diğer iletişim araçlarına bırakmak zorunda kalmıştır. Eski zamanlardan beri pek çok alanda kullanılan telgraf, önemli devlet meselelerin gerçekleşmesinden, çözümlenmesine kadar pek çok konuda fayda sağladığı gibi, ulaşım araçlarının yetersizliğine de büyük çözüm yaratmıştır. Her ne kadar günümüzde kullanımı olmasa da, Telgraf yüzyıllardır iletişim aracı olarak yaygın bir biçimde kullanılmıştır.


Televizyon

Televizyonu Kim İcat Etti

Televizyon (TV), hareketli görüntüleri tek renkli (siyah beyaz) ya da renkli ve iki veya üç ebat ve sesle iletmek için kullanılan bir telekomünikasyon aracıdır. Terim bir TV setine, bir televizyon programına (“TV şovu”) ya da televizyon iletim ortamına atıfta bulunabilir. Televizyon reklam, eğlence ve haberler için kitle yazışma aracıdır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yani 1945’ten sonra, siyah-beyaz yayıncılığının geliştirilmiş bir biçimi ABD ve İngiltere’de popüler hale geldi ve televizyonlar evlerde, işyerlerinde ve kurumlarda oldukça rağbet gördü.

20. Yüzyılda

1950’lerde TV kamuoyunu etkilemek için birincil ortamdı. 1960’ların ortalarında, Amerika ve diğer birçok gelişmiş ülkede renkli yayınlar yapıldı. Kasetler, yüksek kapasiteli sabit disk sürücüleri, DVD’ler, flash sürücüler ve dijital ortamda video kaydediciler gibi birden çok türdeki arşiv depolama ortamının kullanılabilirliği, görüntüleyenlerin önceden kaydedilmiş materyalleri evde kendi vakit çizelgelerinde izlemelerini sağladı.

Başka bir gelişme, standart çözünürlüklü televizyondan, devasa yükseklikte bir çözünürlük elde eden yüksek çözünürlüğünde olan televizyona (HDTV) geçişti. HDTV muhtelif formatlarda iletilebilir: 1080p, 1080i ve 720p. 2010 yılından bu yana teknolojinin gelişmesi ile beraber TV gelişmesi de farklı boyutlar kazandı. Parlak zeka televizyonun icadı ile İnternet televizyonu önem kazanmaya başladı. Video servisleri aracılığıyla internet üzerinden televizyon programlarının popüler olması onların da hızlı bir şekilde gelişmesine yol açtı.

Günümüz TV Teknolojisi

2013 yılında hayattaki hane halklarında büyük bir televizyonlar vardı. Önceden iri, büyük yapıyı olan televizyonlar şimdi ise daha ince ve daha kibar modelleri var. Alternatif enerji kaynaklarının da değerlendirilmesi ile birlikte teknolojilerle değişmesi televizyon boyutunda farklı bakış açıları kazanmasına sebep olmuştur.

2000’lerde satılan bir çok TV seti, sıklıkla LED olmak suretiyle düz paneldi. Ayrıca, büyük firmalar 2010’ların ortasından itibaren yavaş yavaş teknolojik çalışmalarla beraber geçiş yapılacağını daha fazla akıllı Televizyon üretimi arttı. Entegre İnternet ve Web’e sahip parlak zeka TV’ler, 2010’ların sonlarının gelişi ile beraber baskın televizyon biçimi haline geldi.

Televizyon sinyalleri başlangıçta, sinyali bir televizyon alıcılarına yayınlamak için yüksek kuvvetli radyo frekansı vericileri kullanan karasal TV olarak dağıtıldı.


Telefon

Telefonun İcadı ve Telefonu Kim Bulmuştur

Telefon günümüzde hemen hemen kullandığı bir eşyadır diyebiliriz. Ve telefonun kim tarafından bulunduğu bilmeyen yoktur. Bir kaç isim ya da buluşcular birleşerek en çok işimize yarayan telefonu bulmuşlardır. Bu isimler ise; en çok bilinen ve öne sürülen isim Alexander Graham Bell’dir. Ve iki isim daha vardır. Thomas Watson ve Antonio Meuccidir. Bu isimler bir araya gelerek önemli bir çalışma yapmışlardır. Telefon denilen eşya ya da alet de diyebilirsiniz farklı ve başka yerlerde insanların iletişim kurmasını sağlamaktadır. Tabi ki bu telefonun bir çalışma mantığı vardır.

Oluşan ya da çıkan ses dalgaları mikrofon ile önce sinyallere dönüşmektedir. Bu sinyaller ise kablolarla ya da başka iletişim çalışmalarıyla sesin karşı tarafa gönderilmesini sağlar. Ve tabi sonrasında elektrik sinyalleri ile hoparlör denilen aletle duyabileceğiniz şekilde ses dalgasına çevirebilmekte. Öncelikle bütün şehirlere telefon şebekesi kurulmuştur. Daha sonra değiştirilerek şehirler arası hatta milletler arası diyebilecek kadar iletişim kurmak sağlanmıştır. Meucci Amerikalı ve aynı zamanda da İtalyan olarak ta bilinmektedir. Ve Meucci 1854’te Teletrofono gibi önemli icat geliştirmiştir. Bu icat önce sesi ses dalgalarına çevirmekte ve daha sonra diğer ucunu sese çevirir. Bu buluş telefonun bulunan ilk örneklerinden olduğunu diyebiliriz. 30 ve 30’dan daha çok telefon örneği bulmuştur. Bu teletrofono denilen aletin patentini almak için başvuruda bulunmuştur. Fakat kötü bir kaza olayı yaşadığı için ve baya bir süre hastanede kaldığından parasızlık olarak zor günler geçirmiştir. Bazı sebeplerden dolayı da patent başvurusu red edilmiştir.

Telefon ve Alexander Graham Bell

Meucci gibi bir başka telefon patentini de 8 Mart 1876 tarihinde Alexander Graham Bell almıştır diyebiliriz. Exeter Place binasında 5 numarada bulunulan yerde yani Boston kentinde ilk konuşma yapılarak tarihe geçmiş olarak bilinmektedir de. Alexander Graham Bell’ in telefonu Philadelphia’ da sergilenmiştir (25 Haziran 1876). Sergilenmiştir ama beklenildiği gibi bir ilgi görememiştir. Charles Williams Jr’ nin bürosuna kurulan ilk tek ve özel telefon olmuştur.


telefonu

Telefonu Kim İcat Etti?

Yüzyıllar boyunca insanlar uzak bölgelerle iletişim kurmak için çeşitli yollar denemişlerdir. Haberleri iletmek için kullanılan ilk yöntem ateşten çıkan dumanlar, parlayan aynalar… Fransız Claude Chappe 1793 yılında icat ettiği mesaj tekrarlayıcı makinesi “uzaktan yazan” anlamına gelen telgraf olarak adlandırdı. Cihazın çalışması sayıların ve harflerin iletimine dayanır. Cihazın üstüne monte edilmiş hareketli bir kol tarafından oluşturulan bir işaret yardımıyla gerçekleştirilir.

İlk Telefon Ne Zaman İcat Edildi?

İlk telefon icadı 1871 tarihinde Florentine Guiseppe Meucci tarafından gerçekleştirilmiştir. Resmi olarak ilk patent haklına sahip telefon ise 1876 yılında icat edilmiştir. Alexander Grahambell ise ilk çağrıyı yapmak için icat ettiği telefonu kullanan ilk kişiydi.

1875 yılında yapılan araştırmalar sonucunda insan sesinin ve diğer seslerin kablolar ile kolay bir şekilde iletilebileceği bulundu. Aslında bu yapılan keşif tamamen tesadüf eseri idi. Watson teli ele aldığında ses iletkenliği için iyi bir araç olacağını anladılar. Ve sonra bu konuyla ilgili çalışmalarına hız kesmeden devam etti.  Alexander Grahambell bu konudaki çalışmalarına asla ara vermedi. Her deneme sonucu başarısız olmasına rağmen asla pes etmedi. Asistanı Watson ile birçok deney yaptı ve sonunda başardı. Watson ile tarihteki ilk gerçek görüşme kaydedilmiştir. Aralarındaki diyalog ise şu şekildeydi:” Bay Watson sesimi duyabiliyor musunuz? Buraya gel!”

İlk Telefon Hangi Yılda Tanıtıldı?

İlk cep telefonu ise piyasaya 1973 yılında sürüldü. 1970’lerin sonunda dünyada cep telefon ağları hızla kurulmaya başlandı. 1983 yılında gelişen cep telefonları halka tanıtıldı. İş yerleri ve evler arasında iletişim kuruldu. Analog hücresel ağlar dijital ağlara dönüştü. Böylece daha güvenli, daha kapsamlı ve daha düşük maliyetli hizmetler alışmış olduk.

Günümüzde katmanlı bir telefon santral sistemine sahip bir aktarma telefon şebekesi, ağdaki herhangi bir telefona kolayca ulaşabilir. Standart uluslararası numaralandırma sistemi E164’ü kullanarak, her telefon benzersiz bir telefon numarasına sahip olabilir. Günümüzdeki cep telefonları ile artık her şey bir tık ötenizde.

İlk Telefon Ülkemize Ne Zaman Geldi?

1908 yılında ülkemize gelmiştir. 1911 yılında Kadıköy ve Beyoğlu santralleri devreye girmiştir. Daha sonra tüm şehir merkezlerine telefon santralleri hızlıca kurulmaya başlanmıştır.


Telefon

Telefonu Kim İcat Etti?

Çağımızda yediden yetmişe herkesin kullandığı telefonlar hayatımızda büyük önem taşıyor. Telefonlar hayatımızın önemli birer parçası haline geldiler. Her icadın bir hikâyesi olduğu gibi elbette telefonun icadında da bir hikâye bulunuyor. İşte telefonun icadıyla ilgili merak edilenler.

Telefonun icadını gerçekleştiren bilim insanı ünlü Alexhander Grahambell’dir. Daha önce de telefonun icadıyla ilgili çalışmalar yapılmıştır. Fakat patentini kaybettiğinden telefonu icat eden kişi Grahambell olarak gösterilmektedir.

Telefon İlk Nerde ve Ne Zaman İcat Edildi?

Telefonu 1871 yılında önce Guiseppe Meucci icat etmiştir. Fakat paten haklarını yenileyemediği için kaybetmiştir. Bu sebeple ilk telefonun icadı için gösterilen isim Alexhander Grehambell’dir. İlk telefon görüşmesini de yine kendi icat ettiği telefonla Alexhander Grahambell yapmıştır. 1875 yılında insan ses dalgalarının teller yardımıyla iletilebileceği keşfedilmiştir. Bay Watson tellerle uğraştığı sırada tesadüf eseri sesleri iletebileceğini keşfetmiştir. Bunu üzerine çalışmalar yapmıştır. Grahambell yaptığı çalışmalardan ne kadar başarısız olsa da azmini kaybetmemiş tekrar tekrar denemeye devam etmiştir.

Tarihçe

1871 yılında Guiseppe Meucci tarafından Floransa’da telefona benzeyen prototip cihazı geliştirdi. Yaptığı prototip cihazın patentini aldı. Meucci’nin patenti geçiciydi ve bir süre sonra yenilenmesi gerekiyordu. Yeterli parayı bulamadığından patent hakkından mahrum kaldı. Bu sebeple Grahambell telefonun patentini alarak telefonun icadındaki adını duyurdu. İlk telefon görüşmesini de yardımcısı Watson ile birlikte yaptı. Telefon hızlıca tüm Dünyaya yayıldı. Ve kısa sürede Amerika da şebeke ağları kurulmaya başlandı. Şebeke ağlarında da hızlı bir yayılım gerçekleşerek tüm Dünyaya yayıldı.

Grahambell’in icadından sonra telefonlar geliştirilerek yeni özelliklerle donatıldı. Daha büyük ve evlerde kullanılan telefonlar küçülerek ceplerimize girdi. Her geçen gün daha fazla kişi telefon kullanmaya başladı. Üstelik sadece iletişim amaçlı değil. Artık telefonlar insan aklının dahi almadığı özellikleriyle her geçen gün bizi şaşırtıyor. Eskiden tuşlu olan telefonlar artık cam bir ekrandan dokunarak kullanılabiliyor. Gerektiğinde kamera işlevi görüyor gerektiğinde bir alarm bazen de bir radyo. Acaba Grahambell icat ettiği telefonun bu kadar gelişebileceğini hayal edebilir miydi?


telefonu

Telefonu Kim İcat Etti

Cep telefonu ile beraber gelişmede hız kazanan bir teknolojidir. Telefon artık cep telefonu olarak kullanılan teknolojik bir icattır. Cep telefonu o kadar gelişmiştir ki bir akıllı bilgisayarın hemen hemen yapabildiği her şeyi yapabilir. Küçük bir ekran üzerinden insanlar tarafından yönlendirilerek hızlı bir şekilde işlem yapılamasını sağlar. Telefon birbirinden uzak kişilerin aralarında kablo olmadan birbirleri ile sohbet edip konuşabildikleri bir araçtır. Elektrik sayesinde ses alıp verme olayının yaşandığı bir teknolojik alettir. Telefon ahizesinden verdiğiniz ses dalgalarının elektrik sinyallerine çevrilmesinden ve bu sinyallerin diğer tarafa başka alternatif yollar ile gönderilmesidir.

Elektrik sinyallerinin eski haline dönüşebilmesi için tekrar kulağımızın duyabilecek potansiyel seviyesine dönüşümüdür. Telefon yıllar içerisinde birçok değişme maruz kalmıştır. Daha öncesinde şehirlerde kurulan telefon kulübeleri veya telefon şebekeleri sayesinde kentler arası iletişim sağlanmıştır. Uluslararası düzeye geçilmiştir. Ardından uydular aracılığı sayesinde dünyanın her köşesindeki insanların birbirleri ile olan iletişimi sağlanmıştır.

İlk telefonun icadı Alexander Graham Bell tarafından ve başka bir mucit tarafından radyofon isimli bir icattır. Telefonu icadındaki denemelerin ilk başarılı olan tarih ise 15 Şubat 1980 tarihinde gerçekleşmiştir. Telefonun zaman içerisindeki gelişiminde en büyük ilerlemelerinden bir tanesi de operatör kullanmadan yapılabilen konuşmalardır.

Gelişimi

1891 yılı yılında gerçekleştirilen operatör girmeden kişilerin birbirleri ile olan iletişimi bağlanmıştır. Bu düzenek daha sonrasında Bell düzeneği olarak geliştirilmiştir. İlk uzun telefon hattı ise New York ile arasında açılmıştır. Elektronik arayıcı sistem Amerika Birleşik Devletleri’nde servise konulmuştur. Türkiye’deki Türklerin telefonu ilk tanışması ise Osmanlı Devleti zamanında gerçekleşmiştir.

1908 yılında bu uygulamaya geçilmiştir. Kadıköy ve Beyoğlu arasında bulunan santraller 1911 tarihinde insanların hizmetine açılmıştır. Otomatik telefon santrali ise Atatürk’ün emri ile Ankara’da kurulmuştur. Daha sonrası diğer illerde de kurulmaya başlamıştır.

Kısa bir süre içerisinde kurulan santraller dolayısıyla şehirler arası haberleşme bu sayede başlamıştır. 1970’li yıllarda yapılan çalışmalar dolayısıyla Türkiye’de geç bir vakit de olsa hızla telefon yayılmaya başlamıştır. Telefonu oluşturan belli başlı aygıtlar bulunur. Bu aygıtlar mikrofon, akım kaynağı, ses verici yani çağırma ve çağrılma düzenleri, anahtarlar, çağırma kadranı bunlar bir telefonu telefon olmasında yardımcı olan unsurlardır. Gelişen teknoloji ile beraber bu aygıtların sayısında artma veya azalma görülebilir.

Günümüzde ise telefonlar hem daha küçük hem de daha akıllıdır. İnternetin gelişimi sayesinde telefonlara rağbet o günlerden bu yana artış meydana geldi. Telefonları günümüzde işlevleri oldukça büyüktür. Kullanım alanları gün geçtikçe artmaktadır. Cebimizde rahatlıkla taşıyabileceğiniz istediğimiz zaman istediğimiz yerden kişilerle bağlantı kurabileceğimiz internet ortamı sunan akıllı cihazlar haline gelmiştir.


Tekerlekli sandalye

Tekerlekli Sandalyeyi Kim Tarafından Bulundu?

Tekerlekli sandalyeler, yürüyemeyecek durumda olan insanların, hastaların bir yerden başka bir yere ulaşımını sağlayabilen tıbbi bir alettir. İki adet tekerlek ile birleştirilmiş, düzgün oturuş biçimi sağlayabilen sandalye olarak tanımlanabilir. El gücü ile çevirme sağlayan modelleri olduğu gibi, elektrik motorları ile de çevirme gücü sağlayabilen modelleri de bulunmaktadır. Cristopher Olsen tarafından bulunmuş bu icat, farklı geliştirmeler yapılarak, farklı kullanım şekilleri ve kolaylıkları kazanmıştır. Spor müsabakalarında kullanmak için bile kullanılabilir hale gelen tekerlekli sandalyelerin yanında, zihin kontrolü ile ve elektrik motorları ile ilerleyebilen tekerlekli sandalyeler günümüzde var.
Tekerlekli sandalyeyi bir dönem kullanmış yada kullanmaya devam eden bir çok ünlü isim bulunmaktadır, bunlardan en çok bilinenleri Stephan Hawking, Frank Gardner, Frank Roosevelt gibi sıralanabilir.

Elle Sürülen Tekerlekli Sandalyeler

Kullanıcı tarafından, tekerleklerini döndürmek üzere kullanılabilir bir tür elle sürülen tekerlekli sandalye, ve el ile arkadan başka birinin iterek ilerletebildiği başka bir tür elle sürülen tekerlekli sandalye türü bulunmakta. Genellikle sadece arkadan birinin itebildiği sandalyeler kullanım açısından pek kullanışlı olmadığı için çok tercih edilmez, tekerlekleri çok daha küçüktür, ama daha kompakt sandalyelerdir.

Sandalyelerde oturma şeklini değiştirebilmek için ayar kolu bulunur, bu kol kullanılarak, oturma şekli değiştirilerek daha konforlu halde kullanılabilir.

El ile kullanılan tekerlekli sandalyelerden, kullanıcı tarafından el  ile kontrol edilebilir olanlarının tekerleklerinin kamber açıları değiştirilerek spor müsabakalarında kullanılabilir ve devrilmesi daha zor olan bir tekerlekli sandalye türü bile bulunmaktadır.

Elektrikli Tekerlekli Sandalyeler

Kapalı alanlarda kullanıma uygun veya açık alanlarda kullanıma uygun olarak üretilebilen bu tekerlekli sandalye çeşidinin aynı zamanda iki kullanım alanına da uygun şekilde üretilenleri bulunmaktadır. Akü yada piller ile çalışan, şarj edilebilir gerilim depolama hücreleri kullanan bu tipte, elektrik enerjisini dönme enerjisine çevirmek için elektrik motorlarını kullanır ve bu şekilde ilerlemeyi sağlar.

Elektrikli tekerlekli sandalyeler genellikle şiddetli omurilik lezyonları olan hastalar için daha farklı kullanım şekilleri sunabilen şekillerde de üretilmektedir. Örneğin, çene hareketleri ile kontrol edilebilir bir tür sandalye üretilebiliyor, yada zihin kontrolü ile kullanılabilir türleri de var. Zihin kontrolü ile kullanılan tekerlekli sandalyelerde, hastanın beynine yerleştirilen bir cihaz, bir bilgisayara bağlanarak, elektrik motorlarını kontrol etmektedir. Günden güne geliştirilmekte olan bu tür tekerlekli sandalyelerin çarpışmayı engelleyecek sistemler modüle edilmiş türleri dahi mevcut.

Maliyet olarak elle kullanılabilen türdeki tekerlekli sandalyelere göre daha yüksek olmasından dolayı, onlara göre daha az tercih edilir. Bunun yanında elektrikli tekerlekli sandalye kullanan kişilerin sayısı da azımsanamaz.


tedavi

Tedaviyi Kim Buldu?

Tedavi, hastalıklara karşı bulunan yöntemler eşliğinde mücadele etmek demektir. Hastalıkların yarattığı rahatsızlıkları önlemek adına gerçekleştirilen iyileştirici işlemlere denir. Tedavide kullanılan farklı yöntemler vardır. Bunların başında ise ilaç tedavisi, ışın tedavisi, psikiyatrik tedavi gibi yöntemler gelir. Günümüzde tedavinin sınırları oldukça geniştir. Tıp alanındaki gelişmeler sonucunda şu an pek çok hastalığın tedavi edildiğini söyleyebiliriz. Kullanılan farklı yöntemler de farklı alanlarda değişkenlik gösterebilir.

Hastalara yapılan cerrahi müdahaleler, aşılar ya da biyolojik tedaviler, kansere karşı yapılan tedavi yöntemleri gibi pek çok farklı tedavi şekli bulunuyor. Hastanın rahatsızlığına göre gerekli tahliller yapılıyor ve sonuçlar incelendikten sonra uygun tedavi gerçekleştiriliyor.

Eski zamanlarda ise tedavi şekli deneme yanılma yöntemleri şeklinde ilerliyordu. Bu sayede bitkiler, hayvanlar, mineraller tedavi etmede kullanılmıştır. Farklı yöntem ve önlem çeşitleri bulunmuştur. Çağdaş tıp geliştikçe farklı buluşlar ve yenilikler ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalar dahilinde belli sonuçlara ulaşılmıştır. Dijitalin kalp hastalıklarında işe yaradığını İngiliz bir hekim ortaya çıkarmıştır. Yüksükotunu incelemesi sonucu yararlı olduğunu görmüştür. Hacamat gibi değişik yöntemler denenmiş fakat pek yararlı bulunmamıştır. Bu yüzden bu tür yöntemler göz ardı edilmiştir.

Tedavinin Ortaya Çıkışı

19.yüzyıl sıralarında kimya ve fizik alanlarında önemli buluşlar gerçekleşmişti. Bunların dışında ise Louis Pasteur, Robert Koch gibi isimlerin çalışmaları oldu. Bu kişiler modern kemoterapi ve tedaviyi ortaya çıkardı. Hastalıklara karşı daha özgün ve sağlam yöntemler geliştirilmeye başlandı. Kimyasal maddeler saflaştırıldı. Her şeyden önce hastalıkların tanımlaması açık bir şekilde yapıldı. Hastalara tanı koyma adına yeni teknikler geliştirildi. Bazı buluşlar ise çok hesaplanmamış bir şekilde ortaya çıktı. 1928 yılında Alexander Fleming, bakteriyoloji laboratuvarında çalışırken penisilini keşfetti.

1932 yılında ise Gerhard Domagk, aslında yünlüleri boyamak için bir boya bulma istemişti. Ama bu sayede sülfamit denilen öncüleri ortaya çıkardı. Tedavide öne çıkan noktalardan biri de ilacın doğal ve saf şekliyle bulunmasıdır. Bu ilaçların etkilerinin de ne olduğu gözlenip belirlenmiştir. Teknolojinin de gelişmesi ilaç ve tıp sektörünün de daha ileri taşınmasına neden oldu. Ameliyat hizmetlerinden, hekimlik alanına kadar her alanda oldukça iyi ve önemli derecede gelişmeler yaşandı. Günümüzde tedavisi bulunamayan hastalıklar da var elbet. Ama tıp gelişmeye devam ettiği süreççe pek çok fayda bulunacaktır.


şarj aleti

Tarihte Günümüze Uygun Şarj Aletini İlk Defa Kim Buldu

Şarj aletlerinin geçmişine baktığımız zaman, telefon ilk keşfedildiği zamandan beri günümüze dek süren telefon batarya sorununda yardımımıza koşan oldukça kullanışlı alettir. Alexander Graham Bell adında mucit ve bilim insanı ilk telefonu bulduğundan bu yana telefonlar çok büyük bir değişim göstermiştir. Tarihte ki ilk telefonlara baktığımızda, aslında günümüz telefonlarına oranla oldukça büyük ve hantal olduğunu pekâlâ görebiliyoruz. İlk şarj edilme özelliği olan büyük ve hantal telefonlara baktığımızda yaklaşık olarak 10 saatlik şarj edilme süresi olan telefonlarda sadece 30 dakika telefon konuşması yapabiliyordunuz. O zamandan günümüze dek bilim insanları ve girişimciler daha kullanışlı ve daha uygun şekilde üretilebilecek şarj cihazları üretmeye başladılar.

Telefon firmaları, kullanıcıların taleplerini göz önüne alarak arz talep ile boyutu eskilere nazaran daha küçük ve bataryası daha uzun süre dayanabilen telefonlar talep ediyorlardı. Pil ve batarya teknolojisinde ki hızlı ve kaliteli gelişmeler cep telefonlarının teknolojik durumunu direkt olarak olumlu yönde etkiledi. Firmalar müşterilerin istek ve talepleri doğrultusunda hem telefonları hem de bataryalarını küçültmüşlerdir.

Günümüz Şekillerine En Uygun Şarj Cihazını Kim Buldu:

Şuan günümüzde kullanmış olduğumuz şarj aletlerine en yakın şarj aleti bundan tam 20 sene önce yani 2000 yılında icat edilmiştir.  Günümüz şekillerine en uygun yapılan şarj cihazını Çin’ li bir mucit olan Wen-Chin Yang icat etmiştir. O zamanlarda icat ettiği şarj cihazı ile telefon şarj etmeye yönelik olarak patent başvurusunda bulundu. İcat edilen ilk şarj cihazında bir adet USB arabirimi, DC için dönüştürücü ve bilgisayar içerisinde bulunan elektriği alabilmek için bilgisayara takılabilecek bir telefon şarj fişi bulunuyordu. O zamandan bu zamana dek teknoloji daha da gelişmiş ve kablolu şarj aletlerinin yerine kablosuz şarj aletleri yer almıştır. Gelin hemen kısa bir şekilde kablosuz şarj nedir ona da bir bakalım.

Günümüzde artık oldukça kullanışlı olup, kablolara, adaptörlere duyulan ihtiyaçları ortadan kaldıran kablosuz şarj oldukça popüler ve kullanışlıdır. Kablosuz şarj manyetik bir alan oluşturarak onun yardımı ile bir istasyona sahip olup telefon bataryasını şarj ederler.


Simit

Tarihte Simiti İlk Bulan Kişi Kim Veya Kimler

Simit, ülkemiz içerisinde bulunan Ege bölgesinin İzmir şehrinde Gevrek diye tabir edilen bu geleneksel hamur işi yiyeceğimizin kökenleri oldukça geçmişe gidiyor. Tarihte simit kelimesi veya o zaman ki adları ile farklı şekilde tabir edilen simidimizin tarihte ki kökeni ta ki Osmanlı’ya kadar uzanıyor. Tartışmalı olsa da bazı tarihçiler arasında simit yiyeceğinin tarihi Selçuklu devletine kadar uzandığı da söyleniyor.

Genel anlamda Türk mutfak kültüründen ortaya çıkmış ve şuan dünyanın dört bir yanında bol bol tüketilen simit, Yunanistan’ da kuluri olarak adlandırılmaktadır. Yunanistan haricinde, Bulgaristan’da gevrek, Sırbistan içerisinde çevrek, ayrıca da Romanya kültürü tarafından covgiri olarak adlandırılmıştır. İsim bakımından dünyanın dört bir yanında, farklı kültürlerde çeşitlilik gösterse de simidin her daim gevrek bir şekilde olması tercih edilir.

Simiti Kimler Buldu:

Simit az önce de bahsettiğimiz üzere Osmanlı devletinin mutfak kültüründen ortaya çıkmış bir üründür. Simit üzerine, haşhaş, susam, ayçiçeği çekirdeği veya keten kaplanarak yapılan, hatta bu malzemeler karıştırılarak da yapılabilen dairesel biçimde ki bir hamur işidir.

Simit yiyeceğini büyüklük, çeşit veya da yapılış tarzı ülkemiz içerisinde yöreden yöreye değişiklik gösteriyor. Simidin bu denli çeşitli olması aslında ülkemiz mutfağının ne kadar zengin ve özgün olduğu gözler önüne seriyor. İzmir ilimizde simit, gevrek diye tabir edilir. Ankara ilimizde üretilen simitler ise diğer yörelerin simitlerine ölçü bakımından daha küçük ve ayrıca daha da keskindir. İstanbul’a geldiğimiz zaman bu harika hamur işi yiyeceğimizin pekmez kullanarak yapıldığını görürüz.

Simidin yüzyıllardır süren serüveni ilk önce Osmanlı zamanında 16. Yüzyıl, tam tarih olarak 1525 yılında İstanbul’da üretilmeye başlandığı görülüyor. Tarihi kayıtlarda bulunduğu ilk yıldan tam 68 yıl sonra, yani 1593 tarihinde Üsküdar taraflarında bulunan mahkeme kayıtlarında simidin ağırlığı ve fiyatı resmi olarak ilk defa belirlenmiştir. 17. Yüzyıl yani tam tarih olarak 1630’lu yıllara gelindiğinde tarihimizin en büyük gezginlerinden olan Evliya Çelebi İstanbul içerisinde tam olarak 70 adet simit fırını bulunduğunu seyahatnamesine kaydetmiştir. 1909 senesinde Londra doğumlu olan ünlü çizer Warwick Goble İstanbul sokaklarında simit satan esnafları bir eserinde canlandırmıştır.